Seni severken öyle böyle sevmemiştim... Sütten çıkma ak kaşık misali sevmiştim.. Boynumda taşıdığım kolyem, sırtımda yüklendiğim yük .. qibiydin.Aşkından ezilsemde bir Of demedi dilim... Giderken de işin özü sensin..Yok...
Birikti uğrunda döktüğüm yaşlar Al götür vicdansız ruhun yıkansın Her günüm hasretin zulmüyle başlar Ahımı hakettin ciğerin yansın Bilseydim duyguya yer yok dininde El pençe...
Birikti uğrunda döktüğüm yaşlar Al götür vicdansız ruhun yıkansın Her günüm hasretin zulmüyle başlar Ahımı hakettin ciğerin yansın Bilseydim duyguya yer yok dininde El pençe...
İşte böyle sevgilim. İnsan konuşmaya başlayınca durmak bilmiyor. Bazı eşiklerin aşılmaması gerekir. Bazı sözler asla söylenmemeli. İnsan bazen hiç bilmiyor bunları. Uygun bir dille anlatmak...
Sen benim gözümde bir hiçsin artık, Nefretim aşkımı aştı bu sefer O gün ki sözlerin söz müydü artık Son sözün sabrımı aştı busefer Kolayca bitsin bu diyemedin de Salladın savurdun...
Değişir rüzgarın yönü Solar ansızın yapraklar; Şaşırır yolunu denizde gemi Boşuna bir liman arar; Gülüşü bir yabancının Çalmıştır senden sevdiğini; İçinde biriken zehir Sadece kendini öldürecektir; Ölümdür yaşanan tek başına Aşk iki kişiliktir. Bir anı...
yıldızlar kuşandığı vakit göğsümde ıslıklara sığınır zaman bir sen bir de hasret kuruldukça soframa gözlerinden içtiğim yudum yudum kavga ilişir sevdamın harflerine elim elin üstünde çocukluğumsun gece uslandığı vakit avuçlarımda gölgesine döner yalnızlık yokluğun hücreme döküldükçe ıslanır...
sen ey içimin dağlarındaki çoban ateşi ey sesinin ardına düştüğüm suret sen söyle neden sana döndüğümde böyle efsunlu gece sana baktığımda en dalgalı deniz seni sevdiğimde en deli bahar oluyor...
Söylenilecek çok şey var Ve hiçbir şey… Kırk kere söylense de Ve hatta kırklarca kez, kırklar hatırına. Olmayacak şeyler var. İhtimal dairesinin dışına Ulaşmak isteyen Sözler var bir de Hani Sen “Ol!” dersin Tüm...
Sevgilim güvenme güzelliğine, Senin de saçların tarumar olur; Aldanma talihin pembe rengine, Hayatın uzun bir intizar olur. Sevgilim her insan doğarken ağlar, Çiçeklerle açar, sularla çağlar, Rehgüzârı olur bahçeler, bağlar, Nihayet isimsiz...
Uykusuzluktan derim soyuldu dersem inanır mısın? Seni son bir kez öpmediğim için böyle oldu belki de... Her yerim kanıyor şimdi. Üstüm başım ayrılık kokuyor. Bana sakın, ayrılık öpüşmeyi...
Erkekler de acı çekiyor mu? Endişe, korku, güvensizlik yaşıyormu? "Ya giderse? "diye titriyor mu içleri? Yollara dalıyor mu gözleri? İç çekerken çok ağlamış bir çocuk gibi titriyor mu...
Dün akşam arkadaşlarımla buluştum. Akşamın sonunda evime dönmek üzere dolmuş duraklarına yürüdüm. Dolmuşa bindim, dolmasını beklerken şoförün birşeyler söylediğini fark ettim, kulaklığımı çıkarıp dikkat kesildim merakla. "Şerefsiz...
Sevgilim; Aylardan beri biriktirdiğim cümleleri tutamıyorum avuçlarımda. Kendimi zapdetmek boşa bir çaba. Ne zaman sana dolsam, sızıveriyor yüreğim bulduğu en kuytu çatlaktan... Sol yanımın boşluğuyla uyanıyorum sabahları,...
Dudağın değmiş en sevdiğim kazağıma Isrılmış boynum acımakta Ve izi ellerinin buğulanmış bacağımda... Varlığın; delildi aşka Yokluğun; kasıt hayata...
Elizabeth Gilbert'in birçok ülkede çok satanlar listesine giren kitabını yaklaşık bir haftada beni çalışıyor zannederlerken gözlerim pörtleyene dek okudum ve bitirdim. Çünkü ben kitabın...
Değil mi? Çok zaman oldu. Tuhaf... hiçbir şey bilmezken varlığında; herşeyi bilir olmak yokken sen. Saçların uzardı, bilmezdim. Şimdi biliyorum uzuyor, ...
Bir kız çocuğunun büyümesi ne zaman biter acaba? İlk âdet gördüğünde mi, 18 yaşını doldurunca mı, evlenince mi, saçına ilk ak düşünce mi? Bence...